Yaz Gribi

Özellikle gençlerin daha çabuk yakalndığı bu hastalık yani yaz gribi baş belası bir hastalık olmakla birlikte yazın ortasında hiç çekilmez bir hal alıyor. Bu hastalıktan kurtulmanın yollarını sizler için inceledik.

Hastalığın sorumlusu, suda barınan bir bakteridir. Bu bakterinin 80’e yakın türü vardır. En sık yaz ve sonbahar aylarında çoğalıyor. Ancak bu kural değildir. Az da olsa diğer mevsimlerde de görülebilir.

Su deposu, kaplıca, yüzme havuzları, ırmaklar ve göller ikamet alanlarıdır. Nehir ve göllerden kolayca şebeke sularına da karışmaktadır. Bildiğimiz grip, virüslerden ötürüdür ama bu, bakteri olduğu halde grip havası yaratır. İşte bu nedenle virüslerden farklı olarak tedavisinde antibiyotik kullanırız.

Bakteri ile karşılaşan herkes mutlaka hasta olacak değildir. Yaşlı, genel durumu bozuk olanlar daha çok etkilenirler. Kalp-damar hastaları, akciğer hastaları, şeker hastaları, böbrek yetmezliği olanlar daha büyük risk altındadırlar. Ayrıca bu sevimsiz bakterinin sigara içenleri ve erkekleri daha çok tercih ettiğini de ilave etmek isterim.

Aşırı sıcaklar hepimiz bunalttı. Olanağı olanlar klima altında serinlemeyi tercih ediyorlar. Ediyorlar ama söz konusu bakterinin klima cihazlarından gelen tacizine de maruz kalıyorlar. En sık da merkezi soğutma sistemine sahip otel klimalarının. Ayrıca bizlere sıcak yaz günlerinde serin bir ulaşım olanağı sunan otobüs ve uçak klimaları da ayni riski aktarıyorlar.

Klimadan vazgeçtik, duş alıp da serinlemek isteyenler ise, duş musluklarında üreyen bakterilere maruz kalıyorlar. Bu nedenle pas tutmuş ya da çürümüş depo ve musluklar tehlike saçıyor. Bu tür duşların yanına yaklaşmayın. Sorumlularını ikaz edin ve belediyeye bildirimde bulunun.

Musluklar için yalnız pas değil kireçlenme de önemlidir. Bakteriler, kireç tutmuş musluk başlarında da üreyebilmektedir. Bu yüzden kireçler, usulüne uygun bir şekilde temizlenmelidir. Bir de yazın bahçe sulama keyfi vardır, paylaşmak istediğim. Bahçe sularken, alt tarafı çimlere deyip, hortum musluğundaki pası görmezden gelebiliriz. Ve böylece bilmeden milyonlarca bakteriyi çevremize servis edebiliriz!

Klima Hastalığı

Yaz gribi, klima hastalığı olarak da bilinir. Söz konusu bakteri, klimalar içinde 20-50 derece arası bir sıcaklıkta hızla üremeye başlar. Klima havası ve özellikle klimaların atık suları ile de çevreye yayılır. Su zerrecikleri içinde yayılan mikroplar nefes yoluyla vücudumuza girerler. Ancak, insandan insana bulaşmazlar.

İşte bu gerçekler, hepimizi tedbirli olmaya davet ediyor. Öncelikle yüzme havuzları, depo ve klimaların çok iyi temizlenmesi gerekiyor. Musluk ve duş başları da öyle…

Yaza girmeden önce musluk ve duş başlarını kaynamış-basınçlı su ile yıkamak son derece pratik ve yararlı bir çözümdür. Yüzme havuzu, soğutma sistemleri ve depolar da usulüne uygun bir şekilde mikroplardan arındırılmalıdır. Jakuziler de ayni özenle bakımdan geçirilmeli, temizlenmelidir.

Bakteri 40 derecede ürediğine göre termoslardaki su ısısını 60 derecenin üzerinde bırakmak iyi bir tedbirdir. Bu bakterilerin teorik anlamda 70 derecenin üzerinde üreme şansları yoktur.

Hastalık, mikrop alındıktan 2 ile 10 gün arası bir süre içinde ortaya çıkar. İlk gün belli belirsiz bir kırıklık söz konusudur.

Daha sonra; hafif-orta arası bir ateş, kırıklık, “bir araba dayak yemiş” gibi ifade edilen kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, burun akıntısı ve boğaz yanması, dile getirilen başlıca yakınmalar olur. Kesik ve hafif bir öksürük olabilir. 38.5 dereceyi geçmeyen bir ateş görülebilir.

Yaz zatürresi

Az görülen ama son derece ciddi bir hastalık olan yaz zatürresi de ayni bakteri tarafından oluşturulur. Yaz zatürresi, erken tanı ve tedavi gerektiren bir hastalıktır. Tedavi edilmediği takdirde hayati tehlike arz eder.

Yaz zatürresinde 40 dereceyi bulan ateş, titreme, göğüs ağrısı yakınmaları vardır. Öksürük önceleri kuru sonra balgamla birliktedir. Kanlı balgam, nefes darlığı ve bilinç bulanıklığı, olumsuz seyir adına ciddi birer ikazdırlar. Böyle bir durum, son derece enerjik bir tedavi gerektirir. Gerek duyduğumuz ciddi olguların tedavilerini yoğun bakım ünitelerinde gerçekleştiririz.

Hastalığın tedavisinde öncelikle Macrolid grubu antibiyotikleri yeğleriz. Kinolon grubu antibiyotikler de eş derecede etkilidirler. Ancak, tedaviye dirençli olgularda kültür antibiogram gerekebilir. Ateş ve kırıklık için sıklıkla parasetamol grubu ilaçlar öneririz.

Nelere yol açabilir?

*Kalp yetmezliği
*Solunum yetmezliği
*Böbrek yetmezliği
*Ritm bozukluğu
*Ruhsal bozukluk

Kimler dikkat etmelidir?

*50 yaş üzerindekiler
*Sigara içenler
*Şeker hastaları
*Akciğer hastaları
*Kortizon kullananlar

Devamını oku

Bamyanın Faydaları Nelerdir ?

Gençler;  tahmin ettiğim kadarıyla çoğunuz bamyayı sevmiyorsunuz. Ama bamyanın birçok faydası olduğundan haberiniz yok tabi. Bamyanın faydalarını bu makalemizi inceleyerek bulabilirsiniz. Belki sizde artık sevmeye başlarsınız.

Bamya:

Daha çok ılıman iklimlerde yetişen Bamya, meyvesi yuvarlak, oval ve yeşil; yaprakları asma yaprağı şeklinde bir bitkidir.

Bamyanın Faydaları:

Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlayarak sindirim sistemine yardımcı olur. Lif oranı yüksek bir besin olan Bamya, idrar söktürücüdür ve kabızlığı gidermekte faydalıdır. Mineraller açısından da zengin bir sebze olan Bamya, halsizliğe iyi gelir.

Bamya Nasıl Kullanılır ve Tüketilir?

Bamya, iyice olgunlaşıp kartlaşmadan taze olarak toplanmalı ve tüketilmelidir. Yaş ya da kuru olarak tüketilebilir. Bamyanın çiçeği de faydalıdır. Çiçekleri ezilip kaynatılarak suyu içilirse göğsü rahatlatır ve yumuşatır.

Devamını oku

Kırmızı Acı Biberin Faydaları Ve Zararları

Kırmzı acı biberi çoğumuz yemeye korkarız. Halbuki biber o kadar da korkulacak gibi değildir. Acısına katlanıp biberi sağlığımız için yememiz gerekiyor. Yemeklerin yanında bir tutam acı biber çıkarmak fena bir iş değil. Sağlığımız için katlanmak zorundayız.

Kırmızı acı biber;

Halk arasında isot (ısı otu), bilim çevrelerinde ise “capsicum anitum” adıyla bilinen kırmızı acı biber, sevilerek tüketilen ve kültürü yapılan bir bitki.

Anavatanının Meksika olduğu sanılan ve Azteklerin yazılı belgelerinde söz ettikleri kırmızı acı biber, Avrupa’ya 15. yüzyılın sonlarında geldi, 16. yüzyılda kıta ülkelerine ve Osmanlı topraklarına yayıldı.

Kırmızı biberi en çok tüketen ülkelerden olan Hindistan’a ise, bu bitki 17. yüzyılda Portekizliler tarafından ulaştırıldı. Hint ve Meksika mutfağında çok sık kullanılan kırmızı acı biber, Türkiye’de en fazla Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yetiştirilmekte ve tüketilmekte.

L.T. Tresh adlı bilim adamı, 1846 yılında bibere acılığı veren maddenin kristal yapısında olduğunu tespit ederek, adını “capsaicin- kapsaisin” koymuştu.

Faydaları ve zararları

Kırmızı biber tam manasıyla bir şifa kaynağı bitki, neredeyse 50 ye yakın hastalığa iyi geliyor ve sağlık için her zaman rahatlıkla kullanılacak bir yiyecek olarak biliniyor. Kırmızı biberin kalp ve damar sağlığına olan faydaları ise bilimsel olarak ispatlanmıştır. Tansiyonu ve kolesterolü düşüren kırmızı bibere acı tadını veren kapraicin adlı madde, güçlü bir antioksidandır. Bu nedenle kırmızı biber, kalp hastalıkları ve kansere karşı da koruyucudur.
ABD’nin Boston şehrinde yapılan Amerikan Ağrı Cemiyeti’nin yıllık toplantısında kırmızı acı biberin eklem iltihabı ve ağrılarına karşı iyi geldiğini ispatlayan uzmanlar, kırmızı bibere acılık veren ”capsaicin” maddesinden 1000 mikrogram (1 gr) enjekte edilen şiddetli eklem ağrısı çeken hastaların dayanılmaz ağrılarının büyük ölçüde azaldığını söylediler.

Kırmızı acı biberde bulunan söz konusu maddenin ağrıları azaltmakla kalmayıp tesirini beş haftaya kadar sürdürdüğünü belirten uzmanlar, ağrılardaki azalma ve rahatlamanın muhtemelen daha uzun süre de devam edebileceğini ifade ettiler. Uzmanlar capsaicinin doğrudan ağrı bölgesine enjekte edilmesi durumunda daha tesirli olduğunu da belirttiler.

Acı yemek insanı asabi yapıyor!

Yediğiniz yemekler sadece sağlığınızı değil, kişiliğinizi de etkiliyor. İtalyan bilim adamlarına göre; acı yemek insanı sinirli yapıyor. 5 yıl boyunca 1200 kişiyi inceleyen uzmanlar, bu deneklerin bir kısmına her gün acılı besinler verdi. Sonuçta, bu kişilerin zamanla acı yemeyen kişilerden daha sinirli bir yapıda olduğu ortaya çıktı. Acılı besinler, sinirliliğe neden olan noradrenalin hormonlarının salgılanmasını hızlandırıyor. Acılı gıdalarla beslenen kişilerde, çabuk sinirlenme ve öfkesine hakim olamama gibi durumlar daha sık görülüyor. Uzmanlar, acı yemekten vazgeçmeyen Latin Amerikalı ile Akdenizliler’in ‘çabuk sinirlenme’ özelliklerini bu duruma bağlıyor.

Biber yediğimizde niçin burnumuz akar ?

Bunun sebebi acı, baharat ya da keskin kokulu yiyeceklerin mukus salgısının incelmesine ve kolayca akar hale gelmesine sebep olmalarıdır. Bu tür yiyeceklerin bu sayede ciğerlerin ve solunum yollarının temizlenmesine yardımcı olduğu biliniyor. Acı bir şey yediğimizde gözlerimiz yaşarır ve burnumuz akmaya başlar. Aslında eşzamanlı olarak aynı şey akciğerlerimizde de olur. Acı yiyeceklerin yemek borusundaki ve midedeki sinir uçlarını uyararak vücudumuzun bu tip tepkiler vermesine yol açtığı düşünülüyor. Kimi araştırmacıların çalışmaları, acı yiyeceklerin içinde bulunan maddelerin, solunumla ilgili hastalıklarda kullanılan ilaçlardaki maddelerle çok benzeştiğini ortaya koymuş. Bunlara ek olarak mukus salgısını bu şekilde hareketlendiren maddelere “mukokinetik” dendiğini belirtmekte fayda var. Kırmızı biber bu tip maddelerin en iyi örneği. Sarımsağın ve soğanın ise mukus temizleyici özelliği var.

Kanserli Hücrelere Acı Biber!

Acı kırmızı biberin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri, özellikle kanser hücrelerini yok eden özelliği, İngiltere de yapılan bir araştırmayla bir kez daha doğrulandı. Nottingham Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, jalapeno biberinin (acı kırmızı biber) içinde bulunan “kapsaisin” maddesinin, hücrelerin enerji üreten ısı odası mitokondriye saldırarak, kanser hücrelerinin ölümünü tetiklediği belirlendi.Araştırmaya göre, kapsaisindeki molekül ailesi vaniloidler, kanser hücrelerindeki protein gelişimine engel olarak “apostosis”i veya hücre ölümünü tetikliyorlar. Vaniloidler, bunu yaparken, etraftaki sağlıklı hücrelere zarar vermiyorlar.

Kapsaisin etken maddesini akciğer ve pankreas kanser ücrelerinde deneyen bilim adamları, bu etken maddenin tümörlü hücrenin tam kalbine saldırdığını belirterek, “Tüm kanserlerin Aşil topuğunu keşfettiğimizi düşünüyoruz” diye konuştular.

Araştırmaya başkanlık eden Timothy Bates, kanserli hücredeki mitokondrinin biyokimyasal yapısının normal hücrelerdekinden çok farklı olduğunu kaydetti. Bates, bir doz kapsaisinin bir kanser hücresinin apostosise girmesine yol açtığını, ancak normal hücrede bu sonuca yol açmadığını belirterek, “Bu, kanserli hücreleri doğuştan diğerlerinden ayıran ve savunmasız olduğunu gösteren bir durum” dedi.

Yapılan araştırmalar acı biberin kalbe ve uykusuzluğa iyi geldiğini ortaya çıkardı.
Avustralya’daki Tasmanya Üniversitesi uzmanlarının yaptığı araştırmaya göre kırmızı acı biber, kalp sağlığına ve uykusuzluğa iyi geliyor. 10 kişilik bir gönüllü grubu üzerinde 18 aydır araştırma yapan bilim adamları, bir gruba günde 15 gram kırmızı acı biber verirken, diğer gruba vermediler.
Araştırmayı yürüten Dominic Geraghty sonuçların çok umut verici olduğunu belirterek ‘Kırmızı acı biber tüketimi sayesinde iyi bir uyku çekebiliyorsunuz. İyi bir uyku da kalp sağlığı üzerinde olumlu etki yaratıyor. Biber, her gün düzenli olarak almamız gereken bir gıda’ dedi.
Daha önce de kırmızı acı biberde bulunan ‘capsaicin’ adlı maddenin eklem iltihabı ağrılarını azalttığı da laboratuvar ortamında kanıtlanmıştı.
Kırmızı acı biber; İştahı açar, mideyi kuvvetlendirir ve hazmı kolaylaştırır. Romatizmaya iyi gelir. Kanamaları önler. Cinsel arzuyu arttırır. Kırmızı biber, insanı ferehlatır ve nefes yollarını açar. Bronşit ve grip gibi hastalıklarda faydalıdır. Damar tıkanıklığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Acı biber, İştah açar. Akciğerleri temizler ve balgam söktürür. Eklem iltihaplanması, diş ve boğaz ağrıları, romatizma, sindirim sistemi bozuklukları, soğuk algınlığı gibi rahatsızlıklarda faydalıdır.


Devamını oku

Sarımsağın Önemi Ve Kullanım Alanları

Sarımsak kullanmak kokusundan dolayı rahatsız eder. Kokusunu yok etmenin yollarıda var.  Kokusu sağlığımıza engel olamaz, olmamalıda. Tüm gençlerimize sarımsakla ilgli önemli püf noktalar burada. Geç yaşlanmak isteyenlerden, saç dökülmelerine kadar en ince ayrıntılarıyla burada.

Etki ve Kullanılış:

Eski çağlardan beri bilinen ve kullanılan bir drog’dur. Orta çağda  özellikle salgın hastalıklar (kolera, veba gibi) ile mücadelede kullanılmıştır. Antiseptik, idrar artırıcı, safra salgılarını artırıcı, solucan düşürücü (özellikle askarit ve oksiyürlere karşı), iştah açıcı, tansiyon (kan basıncı) ve kolesterol düşürücü, kanı sulandırıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkilere sahiptir. Antiseptik (mikrop öldürücü) etki  taşıdığı allicin’den ileri gelmektedir.

Antiseptik ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi;

Tarihçi Herodot’a göre eski Mısırlılar tarafından da bilinmekteydi. Çünkü Mısırlılar piramitlerin yapımında çalıştırdıkları işçilere her öğün sarımsak, soğan ve turp yediriyorlardı. II. Dünya savaşı sırasında, yaralandıkları zaman yaralarının mikrop kapmasını önlemek için, ezerek yaranın üzerine konmak üzere Rus askerlerine sarımsak verilmiştir.
Eğer yendikten sonra rahatsız edici bir koku oluşturmasaydı, kuşkusuz çok daha yaygın  biçimde tüketilirdi. Ama onun değerli gücünden yararlanabilmek için büyük miktarlarda tüketmek gerekmez . Beklenen etki, gün boyunca 3-4 diş sarımsak yenerek sağlanabilir. Sarımsağın kokusunu gidermek için 20­25 gün soyulmuş şekilde bekletilmesi gerekir. Ayrıca koku problemi olmayan sarımsak tabletleri ve tentürü de aynı işi rahatlıkla görebilir. Önemli olan, aşırıya kaçmamak şartıyla kullanımdaki sürekliliktir. Kronik bronşit, sindirim problemleri, romatizma, kas ve organ ağrıları ve yüksek kan basıncı (yüksek tansiyon) öncelikli kullanım alanlarıdır. Ama erken yaşlanmaya karşı uygulanan bir tentür kürü de çok olumlu sonuçlar verir. En azından 5-6 ay sürecek olan bu kür sırasında, sabah ve öğlen saatlerinde 10-15 damla D6 inceltisi, yarım yemek kaşığı ılık suya eklenerek alınır. Böylece kişi ileri yaşlara kadar sağlıklı ve hareketli kalabilir. Et yemeyi seven, fazla kilolu, gaz şişkinliği çeken yaşlı kişileri hızlı çöküntülerden korumak için de, uzunca bir süre, sabah ve öğlen saatlerinde 10-15 damla D3 inceltisini yarım yemek kaşığı ılık suya ekleyerek kullanmaları önerilir. Sarımsağın, mide ve bağırsakları güçlendirici, mikropları ve virüsleri yok edici etkisi oldukça önemlidir. Öncelikle bacak, göz arkası ve beyin damarları olmak üzere, tüm damarları genişleterek, daha iyi beslenmelerini ve böylece, hızlı yaşlanmamalarını sağlar. Aynı zamanda tüksek kan basıncını (hiper tansiyon) başarıyla düşürebilir, kolesterol düzeyini normalleştirir ve damar iltihabı (tromboz-tromboflebit ) oluşumunu önler. Sarımsak, organizmayı ve bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalıklara karşı korur.

Kullanım alanları:
Kurt veya solucan düşürücü olarak, kabuğu soyulmuş olan bir sarımsak dişi bir ekmek kabuğu parçasına kuvvetle sürülür ve çıkan esansı emmiş olan ekmek parçası yenilir. Aynı amaç için sarımsak şurubu da kullanılmaktadır. 100 gr parçalanmış sarımsak, 200 gr su ve 200 gr şeker ile 1 gün bekletildikten sonra iyice karıştırılıp süzülür. Elde edilen şuruptan günde 2-3 yemek kaşığı içilir. Haricen yara iyi edici olarak, taze sarımsak lapa halinde yara üzerine konur. Aynı amaç için sarımsak usaresi de kullanılabilir. Usare hazırlamak için bir miktar sarımsak havanda ezilir, sıkılarak alınan usarenin 1 gr miktarı 10 gr su ile sulandırılır ve bu karışımın içine, usarenin bozulmasını önlemek için, 10 damla kadar etil alkol konur. Bu usare haricen bilhassa (saçkıran vs.) tedavisinde saçlı deri kısmına sürülür. Tansiyon düşürücü olarak 10 gr sarımsak başı ezilir, üzerine 10 gr etil alkol konur, karışım 1 gün bekletildikten sonra ince bir bez veya süzgeçle süzülür. Elde edilen özsudan günde 3 defa 15-30 damla alınır.

Sarımsak sütü;


2-3 diş sarımsak ezilir veya ince kıyılır, 1 su bardağı soğuk süte eklenir ve hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır, üstü kapalı olarak 10 dakika demlendikten sonra süzülür. İhtiyaç duyulduğunda 1 bardak taze demlenmiş sarımsak sütü soğutulmadan içilir.

Devamını oku

Elmanın Faydaları

Elmanın birçok faydası vardır.  Vitaminlerle dolu olan elmalar sağlık açısından da önemli etkiler vardır.

ELMA: Kırmızı ve yeşil renklerde çok besleyici bir meyve olan elmada A, C, E ve B grubu vitaminlerin yanı sıra kalsiyum, potasyum, magnezyum, fosfor ve sodyum gibi mineraller ve çeşitli organik asitler bulunur. Bu nedenle günde 1 elma dahi günlük vitamin ve mineral ihtiyacının büyük bir kısmını karşılamaya yeterlidir.

Elmanın Faydaları: Sindirim sistemine çok yararlıdır. Bağırsak faaliyetlerini düzenler, hazmı kolaylaştırır ve kabızlığı önler. Böbrekleri temizler ve böbrek taşlarını düşürmeye yardımcı olur. Kolesterolü, tansiyonu ve kan şekerini düşürür. Kalp hastalıkları ve damar sertliğine karşı koruyucudur. Vücuda kuvvet verir, yorgunluğu giderir. Hastalıklara karşı direnci arttırır. Romatizma, gut ve şeker hastalığına karşı yararlıdır. Nefes darlığına iyi gelir. Elmanın kokusu sinirleri rahatlatır ve gevşetir. Besleyici değerinin yanında mide bulantısına da iyi geldiği için özellikle hamilelere tavsiye edilir.

Elma Nasıl Kullanılır? Elma çiğ olarak yenebileceği gibi kompostosu, sirkesi, pekmezi ve çayı yapılabilir, ayrıca suyu da kullanılır. Elmayı kabukları ile yemek hem daha besleyici hem de sindirim sistemi açısından daha yararlıdır. Elma ve elma suyu cilt bakımı için çok yararlıdır. Taze elma suyu yüze ve boyna sürülürse kırışıklıkların oluşması geciktirir. Bir miktar elma sirkesi suya karıştırılıp cilt bakımı ve temizliği, saçlara yumuşaklık ve parlaklık kazandırmak için kullanılabilir.

Devamını oku

Kireçlenmeye iyi gelen bitkiler

Vücuttaki kireçlenmeler hayatı çekilmez hale getirirler. Peki nedir bu kireçlenme ve bitkisel tedavisi nasıl olur.

KİREÇLENME NEDİR?

Sık görülen bir eklem hastalığıdır. Eklem kıkırdağının yapısının bozulması, aşınması, incelmesi ve hatta kaybına neden olur.
Kireçlenme eklemlerin normal yapısını bozarak, ağrı, şişlik, hareket kısıtlılığı, hareket sırasında eklemden çıtırtı sesinin gelmesi şeklinde bulgular verir. Orta ve ileri yaşta daha sıktır. Kadınlar daha yatkınlık göstermektedir.
Yapısal bozukluklar (Doğumsal veya sonradan travmatik hasarlar) kireçlenme riskini artırmaktadır.
Aşırı kilo, eklemleri sürekli zorladığından kıkırdak harabiyetini hızlandırarak kireçlenmeye zemin hazırlamaktadır. Romatizmal eklem hastalıkları ve eklem iltihapları da kireçlenmeye sebep olmaktadır.

Kireçlenme: Araştırmalara göre günde iki porsiyon (yaklaşık 20 adet) kiraz tüketenlerde, kireçlenme riski yüzde 15 oranında azalıyor.

- Damar kireçlenmesini önleyen şifalı bitkiler :

1 Çay
2 Ökseotu
3 Ihlamur

Çayın Tanımı ve Faydaları :
Tanıtım :
Çaygillerden bir ağaçcıktır.
Yapraklarında tanen, legumin, esans ve teofilin vardır.
Tesirli maddesi, teindir.
Çay yaprakları fermantasyondan sonra kavrulursa siyah, önce kavrulursa yeşil çay elde edilir.

Faydaları :
1 Aşırı miktarda olmamak şartıyla içilecek olursa bedeni ve zihni yorgunluğu giderir.
2 Sinirleri uyarır.
3 Mide tembelliğini giderir.
4 İdrar söktürür.
5 İshal ve dizanteriyi keser.
6 Damar kireçlenmesini önler.
7 Damar sertliği, kalp yetersizliği, kan kanseri, guatr, nefrit, kolera ve bağırsak hastalıkarında koruyucu ve tedavi edicidir..
8 Haddinden fazla içilecek olursa çarpıntı, göğüs anjini, sinir bozukluğu, baş ağrısı, sıkıntı, mide bulantısı, el titremesi ve uykusuzluğa sebep verir.
9 Şişmanlar, kalp, sinir, mide ve karaciğer hastaları, romatizma ve nikristen şikayet edenler, böbreklerinde kum veya taş olanlar, kabızlık ve yüksek tansiyondan yakınanlar, üremi veya albüminüri olanlar mümkün olduğu kadar az çay içmelidirler.

Devamını oku

Siyah noktalardan kurtulma

Cildinizde görmek istemediğiniz rahatsızlıklardan biride siyah noktalardır. Peki siyah noktalardan kurtulmak için ne yapmak gerekir. Bu makalemizde sizlere bunu anlatıyoruz.

Yulaf Ezmesi Maskesi
Yulaf maskesi ile siyah noktalardan kurtulun yulaf ezmesi, cildin derinlemesine temizlenmesi ve siyah noktaların yok edilmesini sağlayan bir maskedir. Bu maske ayrıca cildin içinde dolaşan pislikleri temizleyip, cildin fazla yağlanmasını da engeller. Bu nedenle kuru ciltli kişiler tarafından pek fazla kullanılmamalıdır.

Yulaf ezmesi maskesinin yapımı son derece basittir. Pişirdiğiniz yulafları süzdükten sonra, bunları geniş bir kabın içinde bir kaç dakika ezin. Hazırladığınız bu yulaf ezmesini yüzünüze sürdükten sonra 15 dakika kadar bekleyin. Daha sonra yüzünüzü ılık suyla temizleyin. Bu maskeyi vücudunuza da uygulayarak, şaşırtıcı bir sonuca ulaşabilirsiniz.

Siyah noktalara elma sirkesi…

SİYAH noktaları elma sirkesi ile yok edebilirsiniz. Su ile karıştırılmış elma sirkesi ile yüzünüzü temizleyin ve su ile durulayın. Elma sirkesi cildinizi yumuşattığı gibi, akneye yol açan mikropları öldürecektir.

Siyah Noktalar ve SivilcelerÇok gözenekli ve iyi temizlenmeyen ciltlerde siyah nokta oluştuğunu belirten uzmanlar, hem görünüm hem de sağlık açısından siyah noktaların oluşumunun engellenebileceğini kaydetti.
Gözenekler yağ üretip salgıladıkları için cildi alerjiden ve çevre kirliliğinden koruyor. Eğer gözenekler olmasaydı, yağlar derinin altına iner, yüzde kistler oluşur ve deri altında enfeksiyonlar meydana gelirdi. Ancak çok gözenekli ciltlerde, eğer cilt iyi temizlenmiyorsa siyah nokta oluşuyor. Uzmanlara göre hem görünüm hem de sağlık açısından siyah noktanın oluşmasını engellemek gerekiyor.Yağlı ciltlerde gözeneklerin daha açık olduğuna dikkati çeken uzmanlar, herhangi bir sağlık problemi yaşayıp tedavi amaçlı ağır ilaçların kullanılmasıyla da cildin yağlanabildiğini kaydetti. Cildin yağlandığı zaman gözeneklerin açıldığını ifade eden uzmanlar, yapılan araştırmalar sonunda ultraviyole ışınlarının da gözenekleri genişlettiğinin belirlendiğini vurguladılar. İşte uzmanlara göre sivilceyle başa çıkmanın yolları:Gözenekleri daraltmak için

Gözeneklerin açılması için ilk etapta gözenekleri kapatmaya çalışmak yerine, yağ ifrazatını durdurmak ya da dengelemek lazım.

Yağlı ciltler daima su miktarı az olan ciltlerdir. Su miktarı az olduğu zaman ölü hücrelerin doku yüzeyine çıkıp asitli tabaka ile koruma faktörü oluşturması zorlaşır. Bu nedenle cildin yüzeyi dış etkenlerden zarar görür. O halde ciltteki su miktarı arttırılmalıdır. Yağ ifrazatının yavaşlatılması, ciltteki su miktarının artırılmasıyla mümkündür. Bunun için de su bazlı ürünler kullanılması ve doğru ürünün kullanılması şarttır. Cildinize uygun ürünü kullanmak için de bir uzmana danışmanızda fayda var.

35 yaş altı ciltlerde, gözenekler kendiliğinden kapanır. Dengeli bir cildin gözenekleri kendiliğinden kapanır. 35 yaşın altındaki genç ciltlerde gözeneklerin kapanması kolaydır. Eğer cildin su ve yağ dengesi düzelirse gözenekler ya kendiliğinden, ya bakımla ya da maskeyle kapatılabilir. Ama yaşınız 35′in üzerindeyse deri kalınlaşmış, çizgiler kırık çizgi haline gelmişse, bu gözenekleri kapatmak biraz daha zordur. Gözenekleri kapatmak için mücadele vermek yerine, daha fazla büyümemelerini önlemek daha iyi bir çözümdür.

Gözenekleri temizleyen bantlar işe yarıyor mu?

Siyah noktaları azaltmak için uygulanan yöntemlerden biri de bantlardır. Siyah noktaları kimi zaman tümüyle ortadan kaldıran bu bantların kullanımı çok kolaydır. Bantları yapıştırmadan önce uygulayacağınız alanı ıslatıyorsunuz, suyla birlikte yapışkan bir özelliğe kavuşan bandı yapıştırıp kuruyunca çıkartıyorsunuz. Ancak siyah noktaları alan bu bantlar, gözenekteki yağları boşaltamıyor. Oksitlenen bölümü alabilen bantların, dokunun içindeki kanalı kapatan yağ kütlesini alması mümkün değil.

Siyah noktalardan nasıl kurtulursunuz?

Siyah noktalar oluştuktan hemen sonra bir uzmana başvurup temizletilerek, uygun ürünle tekrar oluşmamasını sağlamak gerekir. Oluşmaması için de cildi, sabah akşam temizlemek gerekir. Ancak bunu sabunla yapmamak uygundur.

Cildi nasıl temizlemeli?

Cildi, türüne göre temizleme sütü ve tonikle temizlemek en doğrusudur. Ardından sürülecek bir nemlendirici kremle bakım tamamlanabilir. Makyaj yapılmasa bile, gündüz çok kirlenen cildi akşam mutlaka temizlemek gerekir.

Siyah noktalarınızı siz temizlemeyin

Yapılan yanlışlardan biri de siyah noktaları bilinçsizce sıkmak. Böylece kılcal damarlarda ve doku altı hücrelerinde tahribat meydana gelebiliyor. En iyisi bir cilt uzmanına gidip siyah noktaları temizletmek.

Devamını oku

At kestanesi mucizesi

At kestanesi birçok hastalığın şifası oluyor. Gelin at kestanesinin yararlarını hep beraber görelim.

Amerikan Tabipler Birliği nin haftalık dergisi JAMA nın bir alt yayını olan “Archives of Dermatology”de yer alan bir makalede, at kestanesi ekstresinin yararları anlatılıyor. Makaleye göre, kaynatılıp içilmesi halinde ölüme bile sebebiyet verebilen bu zehirli meyvenin ekstresi, damar ve kılcal damarların yapısını koruyarak, pürüssüz bir tene sahip olmayı sağlıyor. At kestanesi özünün merhem, tentür veya jel haline getirilmiş türlerini cilde sürerek kullanmak, varis ve romatizmal hastalıklar haricinde, bacaklardaki ağrı, yorgunluk, kaşıntı ve darbe sonucu oluşan şişliklere de iyi geliyor. Sürmelik tentürleri aktarlarda bulunabilen meyvenin eczanelerde satılan hap şeklindeki tabletlerinin kullanımı içinse mutlaka doktora başvurmak gerekiyor.

Zehirli olduğu için, meyvesinin çiğ veya kaynatılarak yenilip içilmesinin öldürücü olabileceğini vurgulayan uzmanlar, problemli bölgelere harici olarak merhem veya tentür şeklinde sürülmesinin ise gözle görülür iyileşmelere yol açacağını belirtiyor.

Devamını oku

Eriğin faydaları nelerdir?

Yaz aylarının en güzel besinlerinden bir tanesi eriklerdir. Erik güzel tadının yanında sağlığımıza faydalarda sağlamaktadır. Eriğin sağlığımıza faydalarının neler olduğunu hep birlikte öğrenelim…

Erik kalp, sindirim sistemi ve karaciğer dostu bir meyvedir.Mevsiminde bol bol tüketilmesi gerekmektedir.Erik bünyesinde bir çok mineral barındırmaktadır.Bunun yanı sıra yüksek oranda A, E, C, vitaminleri de içermektedir.

Eriğin Faydaları Nelerdir Diye Soracak Olursanız

Erik, kadınlarda görülen düzensiz adet sorunlarını ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

Erik, idrar söktürücü özelliğe sahiptir.

Kabızlık sorunu yaşanlar için, bağırsakları çalıştırır ve kabızlık sorunundan kurtulmanızı sağlar.

Erik beden yorgunluğunuzun yanı sıra zihinsel yorgunluğunuzu da ortadan kaldırır.

Kansızlık sorununuz var ise, bol bol erik tüketmek kansızlık tedavisi için oldukça önemlidir.

Yüksek ateşli hastalık geçiriyorsanız, yüksek ateşi düşürücü özelliği vardır.

Genel olarak eriğin fayları yukarıda ki gibidir.Eriği mevsiminde tüketmek çok önemlidir.Mevsimi haricinde üretilen erikler, doğal olmadığı gibi bize de yarar sağlamayacaktır.Her meyveyi ve sebzeyi mümkün olduğu kadar mevsiminde tüketmeye özen gösteriniz.

Devamını oku
Eri?in faydalar? nelerdir?